9 Nisan 2011 Cumartesi

vuruş


i was five and you were six
we rode on horses made of sticks
i wore black, you wore white
you would always win the fight

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down

seasons came and changed the time
i grew up, i called you mine
you would always laugh and say
remember when we used to play

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down

music played and people sang
just for me the church bells rang
after echoes from a gun
we both vowed that we'd be one
now you're gone i don't know why
sometimes i cry
you didn't say goodbye
you didn't take the time to lie

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down.

30 Mart 2011 Çarşamba

retrospektif


renksiz hayaller dolu dökülen gözyaşlarım
ezikliği kalbimde, yaşanmış tüm aşkların
tüm acı anıları bana bırakıp gitme
beni bana ver artık, peşinden sürükleme

duymak istiyorum, duymak istiyorum
kalbimde ruhunu duymak istiyorum
görmek istiyorum, görmek istiyorum
gözümde gözünü görmek istiyorum

incitme kalbimi, bırakıp gitme
sana kendimi verdim, beni yok etme
ne olur suskun durma, bir şeyler söyle
karanlığın içinde kaybolma öyle

duyabilsem kalbini, okuyabilsem seni
sessiz feryatlarını, acı ağıtlarını
tüm haykırışlarını hissetmek istiyorum
sana yaklaşıp sende ölmek istiyorum

duymak istiyorum, duymak istiyorum
kalbimde ruhunu duymak istiyorum
görmek istiyorum, görmek istiyorum
gözümde gözünü görmek istiyorum

incitme kalbimi, bırakıp gitme
sana kendimi verdim, beni yok etme
ne olur suskun durma, bir şeyler söyle
karanlığın içinde kaybolma öyle

Cemali - Duymak İstiyorum

27 Mart 2011 Pazar

moondog


Machines were mice and men were lions once upon a time. But now that it's the opposite, it's twice upon a time.

Moondog - Stamping Ground

1 Mart 2011 Salı

24 Şubat 2011 Perşembe

sakat yazılar 5: çare


Olamayanla ölemeyene çare yok. Olabilenler ve ölümlüleri konuşacağız, yaşayacağız.

9.2.2011

sakat yazılar 4: akordeon



Sabah sabah evimin önünden bir akordeoncu geçiyor. Ne garip alet! İlk belli belirsiz notasıyla evin içinde hemen bir Paris havası. Boğumlarını hissediyor insan dinlerken, nefes alıp verişleri nefes kesiyor. Öylesi romantik bir ses, insanın ağlayası gülesi geliyor. Ne garip alet! Sanki içinde bir kadınlar bir erkekler korosu, her bir boğumda bir başka ses. Koro şefi tuşlara basıyor, akordeon açıldıkça mezo mezo soprano, kapandıkça bas bas bariton. Sanki müziklerini kendisi yazıyor akordeon, içinden ne çıkacağını çalana sezdiriyor, onu büyülüyor gibi. Her parçanın sonu bir şölen, bir kutlama anı. İnsanın çıkıp aleti ve şefi kucaklayası geliyor. Haydi şimdi bir şampanya patlatalım, geri gelen güneşe!

9.2.2011

sakat yazılar 3: azgınlık



Kedi sesleniyor:

Yiiaaa (geelll).. Aaaağğuuu (buradayımm)...Nnaaaaağğğuuuu (geell buradayımm)... ğğaaağğğuuuu (burayaaa)...nyyiaaauuuaağğğaağğuuu (gelll beni alll hadii buradayımmm geelll spermini veeerrr yumurtama koyyy geelll)...

Kedi zıplıyor:

Hoppi (pencereye) hoppi (pervaza) hoppi (kalorifere) hoppp (yere) tıp tıp tıpıtıpıtıpıtıp (yürüyor)... pat (kendini yere attı)... trop (sağa döndü, ayaklar havada)... trop (sola döndü, ayaklar havada)...trolollllloppp (yuvarlanıyor)... hopp (kanepeye) hopp (pencereye) hopp...

Kedi sürtünüyor:

Mmğğmm (sol bacağıma) rrrrğğğrrrm (kucağıma geldi) ğğğğrrrıığğu (poposu kalktı, sol koluma değiyor) mmmiiiğğiu (sağ bacağıma yattı, poposu sağ kolumda)...

Kedi konuşuyor:

Kedi: iiiaaağğuu

Ben: Noldu kuzum?

K: aaağğuuuuaağuuuu

B: Çok mu sıkıldın?

K: iiiiğğaaaaauummmğğğuu

B: Çok mu bunaldın?

K:aaauuuğğiiiaau

B: ...

K: (Hop) mmmmm (İki bacağımın arasında geriniyor)

5.2.2011