21 Ağustos 2012 Salı

kuş

Bir Bacağını Kaybeden Kuşun Hikayesi

Artık yavruları yumurtalarını kırmış, başlarını yuvadan uzatarak çığlıklar atıyorlardı. Tenquita onlara yiyecek bulmak için uçtu. Colchagua'da kıştı ve kar bir ayağını dondurdu. Kuş itiraz etti:
-Neden beni topal bıraktın?
Kar:
-Çünkü güneş beni eritiyor.
Tenquita güneşe yakındı. Güneş:
-Çünkü bulut önümü kapıyor.
Bulut:
-Çünkü rüzgar beni sürüklüyor.
Rüzgar:
-Çünkü duvar önümü kesiyor.
Duvar:
-Çünkü fare beni deliyor.
Fare:
-Çünkü kedi beni yiyor.
Kedi:
-Çünkü köpek beni kovalıyor.
Köpek:
-Çünkü sopa beni dövüyor.
Sopa:
-Çünkü ateş beni yakıyor.
Ateş:
-Çünkü su beni söndürüyor.
Su:
-Çünkü inek beni içiyor.
İnek:
-Çünkü bıçak beni kesiyor.
Bıçak:
-Çünkü insan beni biliyor.
İnsan:
-Çünkü Tanrı beni yarattı.
Tenquita düşe kalka ilerlerken, Tanrı'yı bulmak için söyledi şarkısını. Ve Tanrı onu dinledi, o zaman Tenquita Tanrı'ya, bacağını donduran, karı eriten, güneşin önünü kapatan, bulutu sürükleyen, rüzgarın önünü kesen, duvarı delen, fareyi yiyen, kediyi kovalayan, köpeği döven, sopayı yakan, ateşi söndüren, suyu içen, ineği kesen, bıçağı bileyen, insanı neden yarattığını sordu:
-Amaan Tenquita, dedi Tanrı, beni yaratsın diye insanı yaratmak zorundaydım.   

Eduardo Galeano - Yürüyen Kelimeler

29 Haziran 2012 Cuma

hélène cixous


"Writing is the delicate, difficult, and dangerous means of succeeding in avowing the unavowable.”
“Make can mean make. make. make and truth can be heard truly as truth. truth. truth...”
“Let us not speak ill of evil it's too easy. And let us follow the wise advice of Jacques Derrida in Circumfession and take an interest in the experience of evil.”
“I give myself a poet's right, otherwise I would not dare to speak.”
“I would say that I am so afraid of being afraid that I am not afraid. Now clearly, if I wanted to stay in the domain of austerity and humility, I would say that, like all human beings, I fear seeing the people I love die.”
“Censor the body and you censor breath and speech at the same time. Write yourself. Your body must be heard.”
...

12 Nisan 2012 Perşembe

yolculuk

Gündelik yabancılığımıza (ben ve olricim) yaban elde mânâ kazandırmak üzere, uçuşa geri sayım: 3...

özgür konuşma

Parrhesia: özgür konuşma.
“Etimolojik olarak, parrhesiazesthai ‘her şeyi söylemek’ anlamına gelir. Parrhesia kullanan kişi, yani parrhesiastes, aklındaki her şeyi söyleyen kişidir. Hiçbir şeyi saklamaz, kalbini ve zihnini konuşma yoluyla başkalarına açar... Örneğin Yunanlar açısından bakarsak, bir gramer öğretmeni ders verdiği öğrencilerine hakikati söyleyebilir ve bunu yaparken de öğrettiklerinin doğru olduğu konusunda şüphe duymaz. Ancak inanç ile hakikat arasındaki bu örtüşmeye rağmen bir parrhesiastes değildir o. Öte yandan bir filozof bir hükümdara, bir tirana hitap etse ve ona tiranlığın rahatsız edici ve nahoş olduğunu, zira tiranlığın adaletle bağdaşmadığını söylerse, filozof hakikati söylemiş olur, hakikati söylediğine inanır, buna ilaveten bir de risk alır (çünkü tiran ona karşı öfkelenebilir, onu cezalandırabilir, onu sürgüne gönderebilir, onu öldürebilir)… …Örneğin bir arkadaşının yanlış bir iş yaptığını görür ve ona hata yaptığını söyleyerek öfkesini uyandırma riskini göze alırsan, bir parrhesiastes gibi davranmış olursun. Böyle bir durumda hayatını riske atmış olmazsın; ancak uyarılarınla onu kırabilirsin ve dostluğunuz bundan dolayı zarar görebilir… … O halde parrhesia cesaretle ilintilidir ve belli bir tehlikeye rağmen hakikati söyleme cesaretine sahip olunmasını talep eder.”

M. Foucault, Doğruyu Söylemek.

21 Şubat 2012 Salı

Schadenfreude

Schaden(acı)- Freude (zevk)
Başkasının acısından zevk almak
Kurbanı suçlamak

“Bilimsel” veriler:

Düşük özsaygısı olanlarda, erkeklerde daha çok görülüyor.
Haset ile doğru orantılı.
Yüksek haset hissedenler, haset edilenin yaşadığı talihsizliği öğrendiklerinde, beyinlerinin ‘ödül merkezi’nin etkinleştiği görülmüş. Bu sırada ortaya çıkan acızevki sinyallerinin şiddeti, öncesinde hissedilen haset sinyallerinden daha yüksek düzeye ulaşabiliyormuş.
Bir başka araştırmanın sonuçları da rekabet ve haset durumunda yükselen oksitosin hormonunun acızevkinin ortaya çıkışında etkili olabileceğini gösteriyor.

1 Şubat 2012 Çarşamba

haydarpaşa

Geçmişten bugüne uzanan raylar... değil. Kişisel değil. Tarih değil. Varmış... Var mı?... Var! Aa, nasıllar? derken daha yok olmalar, yok, var, yokoyuklu şehirde bir tür varoluşlar. Varoluyoklar.

17 Ocak 2012 Salı

kelebek



"Niye siz erkekler her şeyi bilmek, anlamak istiyorsunuz? Her şeyi anlamaya çalışıp, anlamayınca da gizeme sığınıyorsunuz. Kadınları anlayamadığınızı söyleyip gizemli olmamıza bağlıyorsunuz durumu. Aslında gizem yok ortada, biz de sizin gibiyiz. Kelebek değiliz, kitap değiliz... Kelebek değiliz!"