17 Ocak 2012 Salı
kelebek
"Niye siz erkekler her şeyi bilmek, anlamak istiyorsunuz? Her şeyi anlamaya çalışıp, anlamayınca da gizeme sığınıyorsunuz. Kadınları anlayamadığınızı söyleyip gizemli olmamıza bağlıyorsunuz durumu. Aslında gizem yok ortada, biz de sizin gibiyiz. Kelebek değiliz, kitap değiliz... Kelebek değiliz!"
2 Aralık 2011 Cuma
sevgim
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor
biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup ta
ötede beride yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor
yazık sevgime diyor birisi
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar
tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
kış geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi dünyanın
bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse
eylül toparlandı gitti işte
ekim falan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
Turgut Uyar - Acıyor
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor
biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup ta
ötede beride yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor
yazık sevgime diyor birisi
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar
tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
kış geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi dünyanın
bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse
eylül toparlandı gitti işte
ekim falan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
Turgut Uyar - Acıyor
1 Aralık 2011 Perşembe
yenil/(me)mek
72 yaşındaki Zora Raeburn, ömrünün 30 yılını romanlar yazıp yayıncılara postalayarak geçirdi. Tek bir kabul bile alamadı ama asla umutsuzluğa düşmedi. Londra’da Britanya Müzesi'nin yakınlarında, iki odasını başkalarına kiralayarak yaşadığı kiralık dairesinde yayıncılara, kütüphanelere, film stüdyolarına ve radyo yapımcılarına sayısız mektup yazdı. Londra sokaklarında çellosuyla dilencilik yaptı. Yaşlılık sigortası geçimine yetmeyince steno daktilo yazıcısı olarak işe girdi ve kitaplarından birini kendisi yayınladı.
Fotoğraf: Zora red mektuplarından hazırlanmış kolajın önünde.
Ken Russell'ın "Zora the Unvanquished" serisinden
3 Ekim 2011 Pazartesi
köprü
Görmek istemediği her şeyi görmüştü.
Bir sabah erkenden, köprünün ortasına gitti.
Trabzanlara tutundu ve söyledi: “Burası, sen mi ben mi köprüsü!” Durdu. Gözlerindeki yaşların binlerce kez tekrar etmiş aynılığından içi yarılarak. Bağırdı: “Peki ya bu cümlemi kim duyacak?” Kuşlar, belki balıklar, havadaki zerrecikler, yanıtlayamayacak kadar uzaktakiler, görünmez ve konuşulmaz olanlar ve sanki onlarla konuşabilirmişçesine kendi kendine konuşmaya mahkum olduğu her ne varsa onlar. Ya da en iyisi, hiçbiri. Hiçkimse. "Yaşamak için gereken fark nerde?" Hiçbir yerde. Ya da kimbilir. Orası “hiç mi kimbilir mi" köprüsüydü. "Yalan mı gerçek mi" köprüsü. "Değer mi değmez mi?" Sustu. Sustu. Durdu. Durmasa bir daha duramayacaktı. Bir daha söyleyemeyecekti, soramayacaktı, ihtimaller kalmayacaktı, sen, ben ve kimbilir olmayacaktı, sadece hiç. Öyle bir bilmek istemiyordu. Dikti gözlerini durağana, sustu: "Olan kendini oldursun..."
15 Eylül 2011 Perşembe
4,5 maymun
1. SAHNE
(Gözleri, ağzı, burun delikleri, kulakları ve gözenekleri açıktır.)
- Seni seviyorum.
- Evet. Ben de seni.
2. SAHNE
(Gözleri, ağzı, burun delikleri, kulakları açık; gözenekleri kapalıdır.)
- Seni seviyorum.
- Hissediyor musun?
- ?
- ...
- Yine de sev beni.
- Severim.
3. SAHNE
(Gözleri, ağzı, burun delikleri açık; kulakları ve gözenekleri kapalıdır.)
- Seni seviyorum.
- Hissediyor musun?
- ?
- Beni duyuyor musun?
- ?
- ...
- Yine de sev beni.
- Seviyorum.
4. SAHNE
(Gözleri, ağzı açık; burun delikleri, kulakları ve gözenekleri kapalıdır.)
- Seni seviyorum.
- Hissediyor musun?
- ?
- Beni duyuyor musun?
- ?
- Kokumu alıyor musun?
- ?
- Tadımı alıyor musun?
- ?
- Yine de sev beni.
- ?
5. SAHNE
(Gözleri açık; ağzı, burun delikleri, kulakları ve gözenekleri kapalıdır.)
- .
- ?
- ?
- ?
- ?
- ?
- ?
- ?
- ?
- ?
- .
- ...
6. SAHNE
(Gözleri, ağzı, burun delikleri, kulakları ve gözenekleri kapalıdır.)
- ...
13 Eylül 2011 Salı
18 Ağustos 2011 Perşembe
var
Şunu aklında tut iyice
Çilekte var, altın gibi parlayan ferik elmasında var
Güneşte, gümüşte, fildişinde
Tahtada, kömürde, sütte
Suyun ateş olduğu, ateşin su olduğu yerde var
Kızımıza ördüğün yeşil atkıda bile
Beni seven ellerinde var
Bir sabah geçiyordun
"Bir sabah geçiyordun" ne demek
Nasıl, niçin, nereden
Bil ki böyle bir eksiklikte var
Dilini acı yapan tütün kırıntısında
Örneğin bir yolculukta, katran gibi çaylar içtiğin
Kirazlar, bavullar, akasyalar sevdiğin
Her türlü virajlarda
Ağaççiçeği gibi, ince çekirdekli
Dile, dişe, damağa, yayılan
Akide olan gözlerinde
Gözbebeklerinde yeşim
Yakut olan, zümrüt olan damarlarında
Özleminde günbatımı
Yok mu, var.
Nasıl var hem de
Var içimizde bizi eksiltmeden
Dışarıda var
Oranda, orantıda, dengede
Bir hüzün bile sinmemiş plastik çiçeklerde
Gene var
Yüzünü yıkadın mı, iyi
Sildin kuruladın mı
Çıktın mı sokağa
Yalnız su aramaya gidilen yollarda
İnce bir bardak gibi gövdelensin diye susuzluk
Orda var.
Ayakların değsin de suya
Sözgelimi herhangi bir haziranda
Haziranın köylü yüzünde
Çizgili mintanında
Denizlere uçan aklında
Değsin de suya ayakların
Suda üşüyen parmaklarını çekerken
Tam orada
Kapıyı ardımdan kapadığında
Bilmez olur muyum hiç
İçerde kalan yüzünde, telaşlı
Olmaz olur mu, var.
Yalnızlık gibi, ama yalnızlık değil
Bildiğin, çok iyi bildiğin bir şeyin
Uzağında kalmak duygusu belki
İyi ya, var
Hani sayıldığını duyar ya pencereler, tıpkı
Göz görmez, ama bakıldığını duyar ya insan
Hani ardında seni izleyen birisi
Tanımazsın da sezersin birden izlendiğini
Niçin mi
Tam niçin dediğin zaman var.
Bilir miydik, sever miydik, inanır mıydık
O olmasaydı hiç
Ama bugün, şimdilik
Yenik düşmeden hiç de
Var, diyoruz sadece, çünkü var.
Çilekte var, altın gibi parlayan ferik elmasında var
Güneşte, gümüşte, fildişinde
Tahtada, kömürde, sütte
Suyun ateş olduğu, ateşin su olduğu yerde var
Kızımıza ördüğün yeşil atkıda bile
Beni seven ellerinde var
Bir sabah geçiyordun
"Bir sabah geçiyordun" ne demek
Nasıl, niçin, nereden
Bil ki böyle bir eksiklikte var
Dilini acı yapan tütün kırıntısında
Örneğin bir yolculukta, katran gibi çaylar içtiğin
Kirazlar, bavullar, akasyalar sevdiğin
Her türlü virajlarda
Ağaççiçeği gibi, ince çekirdekli
Dile, dişe, damağa, yayılan
Akide olan gözlerinde
Gözbebeklerinde yeşim
Yakut olan, zümrüt olan damarlarında
Özleminde günbatımı
Yok mu, var.
Nasıl var hem de
Var içimizde bizi eksiltmeden
Dışarıda var
Oranda, orantıda, dengede
Bir hüzün bile sinmemiş plastik çiçeklerde
Gene var
Yüzünü yıkadın mı, iyi
Sildin kuruladın mı
Çıktın mı sokağa
Yalnız su aramaya gidilen yollarda
İnce bir bardak gibi gövdelensin diye susuzluk
Orda var.
Ayakların değsin de suya
Sözgelimi herhangi bir haziranda
Haziranın köylü yüzünde
Çizgili mintanında
Denizlere uçan aklında
Değsin de suya ayakların
Suda üşüyen parmaklarını çekerken
Tam orada
Kapıyı ardımdan kapadığında
Bilmez olur muyum hiç
İçerde kalan yüzünde, telaşlı
Olmaz olur mu, var.
Yalnızlık gibi, ama yalnızlık değil
Bildiğin, çok iyi bildiğin bir şeyin
Uzağında kalmak duygusu belki
İyi ya, var
Hani sayıldığını duyar ya pencereler, tıpkı
Göz görmez, ama bakıldığını duyar ya insan
Hani ardında seni izleyen birisi
Tanımazsın da sezersin birden izlendiğini
Niçin mi
Tam niçin dediğin zaman var.
Bilir miydik, sever miydik, inanır mıydık
O olmasaydı hiç
Ama bugün, şimdilik
Yenik düşmeden hiç de
Var, diyoruz sadece, çünkü var.
Edip Cansever - Yok mu, Var
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


