30 Mayıs 2011 Pazartesi

kuzucuk


my father had bought it
for just two pennies
the lamb! the lamb!
my father had bought it
for just two pennies
as the haggadah relates
the crafty cat was on the lookout
it pounced on the lamb
and ate it up
the dog choked the cat
that had eaten up the lamb
that my father had bought
for just two pennies
the lamb! the lamb!
along came the stick
to strike and beat the dog
that had choked the cat
that had eaten up the lamb
that my father had bought
that he had bought
for just two pennies
the lamb! the lamb!
without any delay
the fire burnt the stick
that had beaten the dog
that had choked the cat
that had eaten up the lamb
that my father had bought
for just two pennies
the lamb! the lamb!
then the water put out the fire
that had burnt the stick
that had beaten the dog
that had choked the cat
that had eaten up the lamb
that my father had bought
for just two pennies
the lamb! the lamb!
[…]
why do you sing, little lamb?
spring isn't yet here
and passover neither
have you changed?
i have changed this year
and every evening
like each evening
i have only asked four questions
but, tonight
i have thought of another question
how long will this hellish circle last?
i have thought of a question tonight
how long will this hellish circle last?
that of the oppressor and the oppressed,
of the executioner and the victim
how long will this madness last?
[...]

Chava Alberstein / Had Gadia (Free Zone)

12 Mayıs 2011 Perşembe

gam


Gam:

1- Tasa, kaygı, üzüntü
2- Sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi
3- Nemli, rutubetli
4- Görünüşe göre, anlaşılan, galiba

Gamsız:

1- Kaygısı, tasası, üzüntüsü olmayan
2- Olayları kendine dert etmeyen, geçiştiren, aldırış etmeyen, tasasız, vurdumduymaz

Sevinç yaratmaktan bugüne dek anlayabildiklerimizden ve anlayamadıklarımızdan. Gamdan ‘gam’sıza, ‘gam’sızdan gamsıza nasıl geçtiği bu lisanın, üstelik insanların çoğu kez nasıl da sondan başa doğru ilerledikleri, çözemediklerimizden. Her nasılsa, istesek de ona dönüşemediklerimizden.

Kaynak: TDK

25 Nisan 2011 Pazartesi

sipariş

allahaısmarladık

20 Nisan 2011 Çarşamba

dikiz

Çamlıca’da trafikteki araçların parıltılı nizamını bozan dökük bir kamyonet homurtulara aldırmadan kum taşıyor. İçerde şoförün karısı, boş durmuyor, parmakları birbirine dolaşarak örgü örüyor. Otobüsün camından kamyonetin dikiz aynasına, aynadan parmaklara, parmaklardan kadına, kadından "şoförün örgücü karısının hayatı"na dalarken, otobüs duruyor, hikaye önden kaçıyor, iniyorum.

acele

“Beşiktaş vapuru hareket etmiştir. Lütfen, acele etmeyiniz... Beşiktaş vapuru hareket etmiştir. Lütfen, acele etmeyiniz.”

Vapur iskelesinden Kadıköy sahiline yayılan bir anons. Acele etmememiz için ısrarla rica eden bir kadın. Vapura değil eve doğru acele ederken, cümleleri tek tek duyan, önce ne demek istiyor, sonra acaba bana mı diyor, sonra da neden bunu düşünüyorum, en son neden böyle düşünüyorum diye sorar sorarken, eve vardığımı fark eden ben. Vapuru geçeyim derken, daha ne pişireceğimi bilmeden, manava bile uğramadan daha, ev bana geldi ve karnım aç. Alelacele...

14 Nisan 2011 Perşembe

kanaat

TDK'yle aydınlanma sürüyor.

Kanaat:

  1. Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum.
  2. Kanma, inanma.
  3. Kanış, kanı, inanç, düşünce.

Kelimeler, kelimeler. Nereden nerelere geliyorlar veya gidiyorlar? Elindekiyle yetinesin ki fazlasını vaat edip kandırmasınlar seni. Bir şeye inan, kan ki düşünüp düşünüp perişan olmayasın artık. Kanaat et yani inan bana, kan bana, hep beni düşün, düşüncemle yetin, doy benimle.

Bir kanaat nasıl edinilir? Belki yeterince düşünmek gerekiyor ki inanabilesin. Ya da düşünmeye ihtiyaç duymayacak kadar doymuş olmalısın. Böylece düşüncen inancın olur ya da inancın düşüncen.

Bir kanaat bir başka kanaati nasıl kandırır? Düşüncenin kanaat ettiği inanç mı, inancın kanaat ettiği düşünce mi yener? Neyle doyarız?

9 Nisan 2011 Cumartesi

vuruş


i was five and you were six
we rode on horses made of sticks
i wore black, you wore white
you would always win the fight

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down

seasons came and changed the time
i grew up, i called you mine
you would always laugh and say
remember when we used to play

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down

music played and people sang
just for me the church bells rang
after echoes from a gun
we both vowed that we'd be one
now you're gone i don't know why
sometimes i cry
you didn't say goodbye
you didn't take the time to lie

bang bang, you shot me down
bang bang, i hit the ground
bang bang, that awful sound
bang bang, my baby shot me down.